Önce selam, sonra kelam...
Hepinizi Allah ın selamıyla selamlıyorum. 

İnanılmaz bir bilgi yoğunluğu söz konusu. Cebimize kadar giren internetle artık, google amca her sorumuza cevap veriyor. 

En çok sorduğumuz soruların başında da sağlıkla ilgili sorular geliyor. Doğala, öze, dönüşün bir neticesi olarak herkes ilaçsız yaşamak istiyor. Ama, bu mümkün değil. 

Hastalıklardan korunmak zorundayız. Hastalanmamak zorundayız. Şöyle ki; dert insana ataların tabiriyle " dert insana iğne ile girer çuvaldızla çıkmaz..." Kesinlikle yerinde söylenmiş bir söz. Maalesef, hastalandıktan sonra şifaya kavuşmak, her geçen gün zorlaşıyor.

Lafı fazla uzatmadan en güçlü antioksidan nedir? Sorusunun cevabını vereyim.

Su ve Hava...

Evet su ve hava iki en güçlü antioksidandır. Edindiğim tecrübeler doğrultusunda böyle düşünüyordum. Geçenler de bir gıda uzmanı özellikle bu ikisinin altını çizerek en güçlü antioksidan bunlardır değince kanaatim tescillenmiş oldu. 

Sabahları kalktığınızda elinizi yüzünüzü yıkayıp iki bardak su içeceksiniz. 
Güneş doğmadan önceki havayı ciğerlerinize dolduracaksınız mümkünse evinizi bu saatlerde havalandıracaksınız. Bunu alışkanlık haline getirin. Bedeninizde ki değişime şahit olacak ve çok şaşıracaksınız. Uzun süreli kronikleşmiş rahatsızlıklarınızın hafiflediğini ve bir çoğunun iyileştiğini göreceksiniz. Denemesi bedava..
İncirin faydalarını saymakla bitiremeyiz.
Küçük bir gogul amca araması yaptığımızda bir sürü madde çıkacaktır karşımıza.
Ben burada farklı şeylerden bahsetmek istiyorum.

İncirin Kuranda geçen meyveler arasında olması benim için ayrı bir öneme sahip. Bu açıdan da araştırılması gereken bir meyve.

İncirin değişik kullanım şekilleri var. Yaş, kuru tüketim, keklerde, reçellerde, talılarda ve daha bir sürü şekilde tüketiliyor.

Benim gözlemlerim ve uygulamalarımda vardığım neticeyi sizlerle paylaşayım

Kuru tüketmek lazım.

İyi kurutulmuş, ilaçsız özellikle dalkurusu dediğimiz kuru inciri tüketmeyi tavsiye ediyorum.

Her sabah aç karnına bir incir.

Ekstra güç ve yorgunluğun gitmesi için kuru incire saracağımız bir cevizle

Akşamdan zeytin yağında bekletip sabah tüketmek.

Özellikle aç tüketmek.

Bu tarz tüketimlerde inanılmaz sonuçlar olmakta.

Ne kadar süre devam etmeliyiz sorusuna gelince. Ben de "Azı karar, çoğu zarar" diyenlerdenim.

Her gün bir tane tüketmek ve 21 gün devam etmek sonra ara vermek gerekir.

Ayrıca bahar yorgunlukları, halsizliklerde ve özellikle erkekler için cinsel yönden faydası kantılanmış. Bir meyve bu tarz rahatsızlıkla da özellikle İbrahim Saraçoğlu hocamızın tavsiyeleri doğrultusun da kullanılmasında fayda görüyorum.

Zinde ve sağlık için incire devam...

Sağlıcakla kalın...





'Hasta olmak'


Ya da hasta olduğunu sanmak.


İnsanların çoğu hasta değil. Sadece hasta olduklarını sanıyorlar.


Meşhurdur.


Bir kişiye "Ya hu senin betin benzin sararmış hasta mısın?" deseniz.


ve bunda ısrar etseniz bir müddet sonra kendisini rahatsız hissedecek ve gerçekten hastalık belirtileri gösterecektir.


sihirli kelime


TELKİN...


Evet hayatımızda olumlu cümleler kurmak. Güzel kelimeler cümleler kurmak zorundayız.


Pozitif yaşamak...


Bardağın dolu tarafını görmek...


Ne yazık ki, kendimiz umutsuzuz, çevremiz umutsuz... Ve mutsuz...


Nasıl ki her hastalığın başı 'stres, sıkıntı, mutsuzluk, moralsizlikse'


Her şifanın başı da 'sevgi, umut, mutluluk, huzur, olumlu düşünmedir.'


Şimdi şuanda şifanın kilidini açın.


Gülümseyin...


Mutlu olun...


Çünkü bu; elinizde...








Uzun zamandır yazmıyor/yazamıyordum. Bu güm bloğuma baktığımda, çok sayıda ziyaretçi olduğunu gördüm. İlgi ve alaka gösteren herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Güzel bir atasözümüz vardır: “Kelin ilacı olsa başına sürer” diye. Kendi uyguladığım ve çevremde de denediğim, gözlemlediğim tarifleri paylaştım. Bugüne kadar çok teşekkür aldım. Kısaca bu deneyimlerimi sıralamak istiyorum.

1-      Sirke – sarımsak – limon ve maden suyundan oluşan karışım grip için inanılmaz etkili bir yöntem. Bu sene birçok kişi domuz gribi oldu. Ve ben bu karışımı iki defa kullanmak zorunda kaldım. Bunun yanı sıra, acilde iki serum sonunda şifaya kavuştum. Hala gribin etkileri azda olsa var. Gripten korunmak için azamı gayret sarf etmek gerek. Bunun için; kalabalık yerlerde bulunmamaya elleri sürekli yıkamaya yüz yüze temaslardan kaçınmaya dikkat etmeli.

2-      Basur için; internetten bulduğum, bir eczacının yazdığı söylenen yöntem. Yöntemde: 10 tane uzun patlıcanın yeşil sapları alınıp 10 bardak suda 10 dakika kaynatılıp soğumaya bırakılıyor ve bu su sabah aç karnına ve akşam yatarken birer bardak içiliyor. Bu yöntemle tek çaresi ameliyat olan birçok kişi ameliyat olmaktan kurtuldu.

3-      Pişmiş soğan ya da soğan suyu inanılmaz bir şey…

4-      Ada çayı evet bu yöntem Saraçoğlu’nun  sık sık vurguladığı söylediği yöntem. Çocuklardaki tonsilit için boğaz iltihabı ve birçok boğaz sorununa koyuca demlenmiş ada çayı ile gargara yapmak inanılmaz etkili. Çoğu anne baba bilir tonsilit problemi penisilinsiz geçmez. Ama bu korunma yöntemi ile Allah’ın izniyle hastalanmanın önüne geçiliyor.

5-      Çınar yaprağı mucizesi, Saraçoğlu hocamızın tavsiyesi. İnanılmaz etkili diz ağrılarına, kireçlenmeye karşı. Bir örnekle ifade edeyim. Anne’me dizi için platin takmak zorundayız dediler o derece ilerlemiş. Ama şuan gayet iyi yürüyor bir sıkıntısı yok. Bu noktada Saraçoğlu hocamızın bilgi ve tavsiyelerini araştırmanızı, okumanızı izlemenizi tavsiye ederim. Saraçoğlu hocamızın bilgi, birikim ve tavsiyeleri inanılmaz etkili bizzat şahit oldum.

6-      Çörekotu… söylemeye gerek yok inanılmaz bir şey… Mutlaka soğuk pres yağı, taneli olarak kendisi yemeklerde, ekmeklerde, böreklerde sık sık tüketilmeli.

7-      Hazır her türlü gıda karaciğeri tahrip eder. Hazır gıdalardan uzak durmak lazım. Sağlığın en büyük sigortası karaciğerdir. O yüzden karaciğeri korumak gerekir.

8-      En mükemmel antioksidan ise su ve havadır. Akan su içmek ve temiz dağ, yayla havaları solumak bir çok ilaçtan daha etkilidir.

Kısaca, aklıma geldiği kadarıyla birkaç konudan bahsettim. İnşallah vaktim oldukça gizli kalmış, toplumda şifaya vesile uygulamaları da sizlerle paylaşacağım.

Tüm okuyucularıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Selam ve dua ile…
Evet değerli dostlar..

Nasrettin hocamızın güzel bir sözü var..

Birgün Nasrettin Hoca ağaçtan düşüyor. Herkes aman doktor çağırın, şunu yapın, bunu yapın derken, hoca; "Bana ağaçtan düşen birini getirin." diyor.

Bu hadisedende anlaşılacağı üzere bir derde düçar olan insan ilk önce o dert ile dertlenmiş birini bulup danışmalı sormalı öğrenmeli.

Şu fani Dünyada bizim ve yakınlarımızın başına türlü hastalıklar gelmekte. Bende babamın rahatsızlığı sebebiyle uzunca bir süre hastanede refaketci olarak bulundum. Bu süre zarfında çeşitli hastalıklardan yatan faklı kesimlerden insanlarla tanışma ve konuşma fırsatı buldum. Bu konuşmalardan derlediğim bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Hastanede dikkatimi çeken en önemli nokta şuydu; uzun yaşamanın sırrı... Evet, ufak defek rahatsızlıklar sebebiyle hastanede yatmakta olan 80 nin çok üstünde dedelerle konuştum. Gayet aklıbaşında ve sağlıklıydılar. Üstelik uzun sürede sigara içmişler hatta bazısıda hala içmekteydi. Tüm bu ihtiyarların hayat hikayelerini ve beslenme alışkanlıklarını dinlediğimde ortak noktalarının Üzüm pekmezi olduğunu gördüm. Kuru siyah üzüm yediklerini ve ezilmiş haşhaş ile kuru üzümü havanda döverek çerez gibi bunu tükettiklerini işittim. Üzümün faydaları saymakla bitmez elbetteki. Fakat üzümün ve üzümden üretilen ürünlerin tüketimini alışkanlık haline getirmiş kişilerin vücut sıhatlerine baktığımızda bu faydaların hiçte azımsanmayacak derecede olduğunu görüyoruz. Bir çok uzmanın "üzüm eczanelerde satılsa yeridir." dediğini ve gerçekten sayılmacak dercede faydalar ihtiva ettiğini biliyoruz.

Sonuç olarak kendimiz ve sevdiklerimize bu mucizevi gıdayı bolca ikram etmeli; pekmez olarak, kuru üzüm olarak, çekirdeğini öğütüp ve daha değişik şekillerde bolca tüketmeliyiz.

Şiddetle tavsiye ediyorum.

Kendim yapmış olduğum ve denemelerim sonucunda bariz şekilde faydasını gördüğüm bir formülüde sizlerle paylaşmak istiyorum. 50 gr üzüm çekirdeği 30 gr çörekotu bir iki yaprak sinameki 20 rezene bir çay kaşığı zencefil bir çay kaşığı tarçın bir çay kaşığı zerdaçal dan oluşan karışımı öğütüp öğütülmüş bu karışımı bir tatlı kaşığı olarak tüketmiştim ve insan gözlerinde, derisinde ve vücud zindeliğinde bariz şekilde değişimi fark ediyor. Görüldüğü gibi bu formüldeki ana unsur üzüm çekirdeğidir.

Rabbim cümlemize hayırlı,sağlıklı sıhatli uzun ömürler versin sevdiklerimizle birlikte...

Sağlıcakla kalın...

Ençok Okunanlar...

Takip edenler...

Mail Adresinizi Giriniz

UYARI...

Bu sitedeki yazılar paylaşım amaçlı olup. Hiç bir şekilde her hangi bir hastalığın ya da hastanın tedavisi için kullanılmamalıdır. Hastalıkların tedavisin de takviye gıda ve alternatif tıp teknikleri mutlaka doktorunuzun tavsiyesi ve onayı doğrultusunda yapılmalıdır.