Önce selam, sonra kelam...
Hepinizi Allah ın selamıyla selamlıyorum. 

İnanılmaz bir bilgi yoğunluğu söz konusu. Cebimize kadar giren internetle artık, google amca her sorumuza cevap veriyor. 

En çok sorduğumuz soruların başında da sağlıkla ilgili sorular geliyor. Doğala, öze, dönüşün bir neticesi olarak herkes ilaçsız yaşamak istiyor. Ama, bu mümkün değil. 

Hastalıklardan korunmak zorundayız. Hastalanmamak zorundayız. Şöyle ki; dert insana ataların tabiriyle " dert insana iğne ile girer çuvaldızla çıkmaz..." Kesinlikle yerinde söylenmiş bir söz. Maalesef, hastalandıktan sonra şifaya kavuşmak, her geçen gün zorlaşıyor.

Lafı fazla uzatmadan en güçlü antioksidan nedir? Sorusunun cevabını vereyim.

Su ve Hava...

Evet su ve hava iki en güçlü antioksidandır. Edindiğim tecrübeler doğrultusunda böyle düşünüyordum. Geçenler de bir gıda uzmanı özellikle bu ikisinin altını çizerek en güçlü antioksidan bunlardır değince kanaatim tescillenmiş oldu. 

Sabahları kalktığınızda elinizi yüzünüzü yıkayıp iki bardak su içeceksiniz. 
Güneş doğmadan önceki havayı ciğerlerinize dolduracaksınız mümkünse evinizi bu saatlerde havalandıracaksınız. Bunu alışkanlık haline getirin. Bedeninizde ki değişime şahit olacak ve çok şaşıracaksınız. Uzun süreli kronikleşmiş rahatsızlıklarınızın hafiflediğini ve bir çoğunun iyileştiğini göreceksiniz. Denemesi bedava..
İncirin faydalarını saymakla bitiremeyiz.
Küçük bir gogul amca araması yaptığımızda bir sürü madde çıkacaktır karşımıza.
Ben burada farklı şeylerden bahsetmek istiyorum.

İncirin Kuranda geçen meyveler arasında olması benim için ayrı bir öneme sahip. Bu açıdan da araştırılması gereken bir meyve.

İncirin değişik kullanım şekilleri var. Yaş, kuru tüketim, keklerde, reçellerde, talılarda ve daha bir sürü şekilde tüketiliyor.

Benim gözlemlerim ve uygulamalarımda vardığım neticeyi sizlerle paylaşayım

Kuru tüketmek lazım.

İyi kurutulmuş, ilaçsız özellikle dalkurusu dediğimiz kuru inciri tüketmeyi tavsiye ediyorum.

Her sabah aç karnına bir incir.

Ekstra güç ve yorgunluğun gitmesi için kuru incire saracağımız bir cevizle

Akşamdan zeytin yağında bekletip sabah tüketmek.

Özellikle aç tüketmek.

Bu tarz tüketimlerde inanılmaz sonuçlar olmakta.

Ne kadar süre devam etmeliyiz sorusuna gelince. Ben de "Azı karar, çoğu zarar" diyenlerdenim.

Her gün bir tane tüketmek ve 21 gün devam etmek sonra ara vermek gerekir.

Ayrıca bahar yorgunlukları, halsizliklerde ve özellikle erkekler için cinsel yönden faydası kantılanmış. Bir meyve bu tarz rahatsızlıkla da özellikle İbrahim Saraçoğlu hocamızın tavsiyeleri doğrultusun da kullanılmasında fayda görüyorum.

Zinde ve sağlık için incire devam...

Sağlıcakla kalın...






Uzun zamandır yazmıyor/yazamıyordum. Bu güm bloğuma baktığımda, çok sayıda ziyaretçi olduğunu gördüm. İlgi ve alaka gösteren herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Güzel bir atasözümüz vardır: “Kelin ilacı olsa başına sürer” diye. Kendi uyguladığım ve çevremde de denediğim, gözlemlediğim tarifleri paylaştım. Bugüne kadar çok teşekkür aldım. Kısaca bu deneyimlerimi sıralamak istiyorum.

1-      Sirke – sarımsak – limon ve maden suyundan oluşan karışım grip için inanılmaz etkili bir yöntem. Bu sene birçok kişi domuz gribi oldu. Ve ben bu karışımı iki defa kullanmak zorunda kaldım. Bunun yanı sıra, acilde iki serum sonunda şifaya kavuştum. Hala gribin etkileri azda olsa var. Gripten korunmak için azamı gayret sarf etmek gerek. Bunun için; kalabalık yerlerde bulunmamaya elleri sürekli yıkamaya yüz yüze temaslardan kaçınmaya dikkat etmeli.

2-      Basur için; internetten bulduğum, bir eczacının yazdığı söylenen yöntem. Yöntemde: 10 tane uzun patlıcanın yeşil sapları alınıp 10 bardak suda 10 dakika kaynatılıp soğumaya bırakılıyor ve bu su sabah aç karnına ve akşam yatarken birer bardak içiliyor. Bu yöntemle tek çaresi ameliyat olan birçok kişi ameliyat olmaktan kurtuldu.

3-      Pişmiş soğan ya da soğan suyu inanılmaz bir şey…

4-      Ada çayı evet bu yöntem Saraçoğlu’nun  sık sık vurguladığı söylediği yöntem. Çocuklardaki tonsilit için boğaz iltihabı ve birçok boğaz sorununa koyuca demlenmiş ada çayı ile gargara yapmak inanılmaz etkili. Çoğu anne baba bilir tonsilit problemi penisilinsiz geçmez. Ama bu korunma yöntemi ile Allah’ın izniyle hastalanmanın önüne geçiliyor.

5-      Çınar yaprağı mucizesi, Saraçoğlu hocamızın tavsiyesi. İnanılmaz etkili diz ağrılarına, kireçlenmeye karşı. Bir örnekle ifade edeyim. Anne’me dizi için platin takmak zorundayız dediler o derece ilerlemiş. Ama şuan gayet iyi yürüyor bir sıkıntısı yok. Bu noktada Saraçoğlu hocamızın bilgi ve tavsiyelerini araştırmanızı, okumanızı izlemenizi tavsiye ederim. Saraçoğlu hocamızın bilgi, birikim ve tavsiyeleri inanılmaz etkili bizzat şahit oldum.

6-      Çörekotu… söylemeye gerek yok inanılmaz bir şey… Mutlaka soğuk pres yağı, taneli olarak kendisi yemeklerde, ekmeklerde, böreklerde sık sık tüketilmeli.

7-      Hazır her türlü gıda karaciğeri tahrip eder. Hazır gıdalardan uzak durmak lazım. Sağlığın en büyük sigortası karaciğerdir. O yüzden karaciğeri korumak gerekir.

8-      En mükemmel antioksidan ise su ve havadır. Akan su içmek ve temiz dağ, yayla havaları solumak bir çok ilaçtan daha etkilidir.

Kısaca, aklıma geldiği kadarıyla birkaç konudan bahsettim. İnşallah vaktim oldukça gizli kalmış, toplumda şifaya vesile uygulamaları da sizlerle paylaşacağım.

Tüm okuyucularıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Selam ve dua ile…
Evet değerli dostlar..

Nasrettin hocamızın güzel bir sözü var..

Birgün Nasrettin Hoca ağaçtan düşüyor. Herkes aman doktor çağırın, şunu yapın, bunu yapın derken, hoca; "Bana ağaçtan düşen birini getirin." diyor.

Bu hadisedende anlaşılacağı üzere bir derde düçar olan insan ilk önce o dert ile dertlenmiş birini bulup danışmalı sormalı öğrenmeli.

Şu fani Dünyada bizim ve yakınlarımızın başına türlü hastalıklar gelmekte. Bende babamın rahatsızlığı sebebiyle uzunca bir süre hastanede refaketci olarak bulundum. Bu süre zarfında çeşitli hastalıklardan yatan faklı kesimlerden insanlarla tanışma ve konuşma fırsatı buldum. Bu konuşmalardan derlediğim bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Hastanede dikkatimi çeken en önemli nokta şuydu; uzun yaşamanın sırrı... Evet, ufak defek rahatsızlıklar sebebiyle hastanede yatmakta olan 80 nin çok üstünde dedelerle konuştum. Gayet aklıbaşında ve sağlıklıydılar. Üstelik uzun sürede sigara içmişler hatta bazısıda hala içmekteydi. Tüm bu ihtiyarların hayat hikayelerini ve beslenme alışkanlıklarını dinlediğimde ortak noktalarının Üzüm pekmezi olduğunu gördüm. Kuru siyah üzüm yediklerini ve ezilmiş haşhaş ile kuru üzümü havanda döverek çerez gibi bunu tükettiklerini işittim. Üzümün faydaları saymakla bitmez elbetteki. Fakat üzümün ve üzümden üretilen ürünlerin tüketimini alışkanlık haline getirmiş kişilerin vücut sıhatlerine baktığımızda bu faydaların hiçte azımsanmayacak derecede olduğunu görüyoruz. Bir çok uzmanın "üzüm eczanelerde satılsa yeridir." dediğini ve gerçekten sayılmacak dercede faydalar ihtiva ettiğini biliyoruz.

Sonuç olarak kendimiz ve sevdiklerimize bu mucizevi gıdayı bolca ikram etmeli; pekmez olarak, kuru üzüm olarak, çekirdeğini öğütüp ve daha değişik şekillerde bolca tüketmeliyiz.

Şiddetle tavsiye ediyorum.

Kendim yapmış olduğum ve denemelerim sonucunda bariz şekilde faydasını gördüğüm bir formülüde sizlerle paylaşmak istiyorum. 50 gr üzüm çekirdeği 30 gr çörekotu bir iki yaprak sinameki 20 rezene bir çay kaşığı zencefil bir çay kaşığı tarçın bir çay kaşığı zerdaçal dan oluşan karışımı öğütüp öğütülmüş bu karışımı bir tatlı kaşığı olarak tüketmiştim ve insan gözlerinde, derisinde ve vücud zindeliğinde bariz şekilde değişimi fark ediyor. Görüldüğü gibi bu formüldeki ana unsur üzüm çekirdeğidir.

Rabbim cümlemize hayırlı,sağlıklı sıhatli uzun ömürler versin sevdiklerimizle birlikte...

Sağlıcakla kalın...








Soru : Kafada kulak arkasından, sırtta kalp hizasından kirli kanın alınmasıyla y...apılan, Peygamber efendimizin yapılmasını şiddetle tavsiye ettiği ve 70 çeşit şifa oldugunu buyurdugu, Türkiye'de sağlık bakanlığının tanımadığı 5 bin yıllık tedavinin adı nedir?

Cevap : HACAMAT

Belirli bölgeler cilet türü bir kesiciyle nokta kadar kesilir. Üzerine kücük ensiz özel bir cam bardak yada (eski yöntemle )boynuz tutturulur. Bu tutturulan gereçler de o bölgelerdeki kirli kanı çeker ve toplar. Kirli kan o kadar siyahtır ki, bu kanın sizin vucudunuzdan cıkmış olduguna inanamazsınız.

Peygamber Efendimiz 70 çeşit şifa oldugunu, aklı artırdıgını, hafızayı kuvvetlendirdiğini buyurmuştur.
Sinizüt, kronik agrılar, unutkanlıklar, halsizlik ve yorgunluklar gider.

Hadis-i Şerifler :

(Kanın artması [tansiyon yükselmesi] Allahü teâlânın ölüme sebep yaptığı hastalıklardan biridir) buyuruluyor (Bezzar)

Bu bakımdan ihtiyaç olunca, doktora danışıp kan aldırmak faydalıdır!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hacamat [kan aldırmak], en iyi tedavi usullerinden biridir) [Hakim]

(Sıcaklar artınca, hacamat olun! Çünkü kan basıncı artar da hastalığa veya ölüme sebep olur) [Hakim]

(Hacamat birçok hastalığa şifadır Aman hacamat olun!) [Deylemi]
(Mirac gecesi, uğradığım her melek topluluğu, ümmetime hacamatı tavsiye etti) [Hakim]

(Hz Cebrail, hacamatı o kadar tavsiye etti ki mutlaka lüzumlu zannettim) [Deylemi]
(Şifa veren üç şeyden biri hacamattır) [Buhari]
(Hacamat, aklı artırır, hafızayı kuvvetlendirir) [Hakim]

(Baştan hacamat olmak, cüzzam, cünun, baras, uyuklama, göz kararması, baş ve diş ağrısına şifadır) [Taberani]

(Boyundan hacamat olmak, 72 çeşit hastalığa devadır) [Taberani]
(Hacamat ne güzel âdettir) [Deylemi]
(Hacamat, Peygamberlerin âdetindendir) [Tirmizi]

Hacamat Günleri
Hacamat, bazı gün ve bazı hallerde faydalı veya zararlı olabilir
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Pazar günü hacamat olmak şifadır) [Deylemi]
(Aç karnına hacamat olmak deva, tok karnına ise derttir) [Deylemi]

(Arabi ayın 17, 19 veya 21 günü hacamat olmak, birçok derde şifadır) [Hakim]
(Ayın 17’sine rastlayan Salı günü hacamat olmak, bir yıllık hastalığa şifadır) [Bezzar]
(Pazartesi veya Salı günü hacamat olun! ) [İbni Mace]

(Çarşamba veya Cumartesi günü hacamat olup da bir hastalığa yakalanan, kendinden başkasını suçlamasın!) [Ebu Davud]

(Başın çukurundan hacamat olmak unutkanlığa sebep olur) [Deylemi]
İki tür hekimlik vardır; birincisi 'koruyucu' ikincisi 'tedavi edici'.

Sizce hangisi daha zordur?

Tabiki 'tedavi edici hekimlik' daha zordur.

Babannemin bir lafı vardır: "Dert insana iğne ile girer, çuvaldızla çıkmaz..."
     Yaklaşık 40 gündür acaip şekilde rahatsızlandım. Hamdolsun, şuan iyiyim. Antibiyotik kullanımına karşı olan ve mecbur kalmadıkca antibiyotik kullanmayan biri olarak; şu 40 gün içerisinde hiç kullanmadığım kadar antibiyotik kullanmak zorunda kaldım.

     Şu sıralar ortalıkta gezinen hastalık, kişilerden kişilere göre farklılıklar göstermekte ve en önemli ortak noktası 'sıtma tutması' olarak nitelenebilir. Bu  virüs ya da baktari artık her neyse insanı acaip derecede sarsıyor. Kimini günlerce yatırıyor, kimini yarı baygın gezdiriyor, kiminide hastaneye yatırıyor.

     Bende seyreden bu enfeksiyonel hastalık sürecinde uyguladığım ve antibiyotiklerden ziyade faydasını bizzat gördüğüm uygulamalardan bahsetmek istiyorum. Elbetteki antibiyotiklerin faydası olmuştur. Ama şu kabul edilen bir gerçek; antibiyotikler bir yeri yaparken bir yeride yıkmaktadır. Çok mecbur kalmadıkca antibiyotik kullanmamak gerek. Zaten doktorlarda buna dikkat ediyor mecbur kalmadıkca antibiyotik vermiyorlar. Bu hastalık sürecinde: LİMONLU BAL ŞERBETİ- KEFİR- IHLAMUR- IHLAMUR, KEKİK, PAPATYA, KİRAZ SAPI KARIŞIMI- LİMONLU ÇAY- YEŞİL ÇAY- ADA ÇAYI  olmak üzere bu terkipleri kullandım. Bu rahatsızlık sonucunda şu noktaya vardım. Tüm bu gıda takviyelerinin yanında önemli bir noktayı keşfettim oda şu: yaklaşık otuz- otuzbeş gündür hiç terleyememiştim. İyileşmeme yakın acaip derecede ter attım. Ter attıktan sonra gözle görülür bir iyileşme hissettim.

     Sonuç olarak: Eğer bu sıtma türü adı her neyse hastalığa düçar olur iseniz şunları mutlaka yapın.

1- Mutlaka ter atın
2- Bol sıvı tüketin
3- Aşrı tatlı ve tuzlu dan perhiz yapın
4- Son olarak mutlaka ıstirahat edin.

Allah cümlemize şifa versin. Dermansız dertlere düçar etmesin. Derman aratmasın.
     Bu aylarda boğaz inmeleri ve iltihabı çok görülür.

    Sabahları uyandığınızda boğazınızda bir yanma bir şişlik hissediyorsanız ilk yapışta etkisini gösteren bir önerim olacak.

     Yarım limonu sıkacaksınız içine yarım çay kaşığı tuz ilave edip karıştıracak bu karışımlada gargara yapacaksınız hepsi bu. Deneyin mutlaka faydasını göreceksiniz.
       Sevgili dostlar.



     Bilindiği üzere, damar problemlerinden kaynaklanan bu rahtasızlıklar, insanın yaşantısını çekilmez hale getirmektedir. Özellikle hemoroit probleminin kesin bir çözümü malesef bulunamamıştır. Tabi bu tıbben bulunamamıştır. Ancak uzun araştırmalarım soncunda hemoroit sorununu kökten çözecek formülü buldum. Buldum derken bir çok fomül sonucunda en etkili olanını buldum. Bu formülü internette ararken buldum. İstanbulda bir eczacı abinin tavsiye ettiği bir formül bu. Ve kesinlikle işe yarıyor, % 100 kurtuluyorsunuz.

   Bir tanıdığım artık ameliyat olacaktı ve bu fomülü uyguladıktan sonra bu sorundan tamamiyle kurtuldu.
  
   Okadar etkili ki bir çok damar probleminde gözle görülür etki sağlıyor.
   
    İnternette arattırdığınızda bunu deneyen ve paylaşan bir çok kişinin olduğunu göreceksiniz. Bir çok fomda da bu reçete mevcut.

   Yazıyı aynen olduğu gibi yayınlıyorum. İnşallah işinize yarar

(HEMOROİD (BASUR) hastalığının ilaçla tedavisinin olmadığını, mutlaka cerrahi müdahele gerektiğini bildiren gazetelerde sık sık ilanlar görürsünüz.

Doğrudur. Basur hastalığını tam tedavi edebilen bir ilaç henüz bulunamamıştır. Amerika ve Almanya gibi dev ilaç Endüstrileri, Hindistan Japonya gibi nebati menşeyli ilaç üretenler de maalesef bugüne kadar bir çare bulamamışlardır. Halbuki yapılan yapılan bir istatistiğe göre insanların %35 i bir diğerine göre de %55 i bu dertten muzdariptir.

 
Bugün tatbik edilen cerrahi yöntemler:

1-Fistülü lastikle boğup çürüyen kısmı koparmak.



2-Bıçakla veya lazerle kesip dikmek.

 
3-Lazerle eritmek veya yakarak kotarize etmek.



Bulunduğu yerin hassasiyeti ve Enfeksiyonlara müsait olması nedeni ile bilhassa hanımlarda problem olmaktadır.

 
Halbuki Ecdadımız bunu doğal bir yolla Ağrısız,sızısız kesip biçmeden tedavi etmeyi başarmış. Şahsen ben de bu hastalıktan böyle kurtuldum. Bana yapılan tavsiye patlıcan saplarını kaynatıp içmem şeklindeydi. Kaç tanesi ne kadar suda ne kadar kaynatılıp ne kadar içilecek belli değildi.

Aşağıda tarif edeceğim kaynatma ve kullanma tariflerine lütfen aynen uyunuz. Kaynama süresinin azlığı-çokluğu,tencere kapağının açılmadan kendi kendine soğuması. Beş gün sürecek tedavinin perhiz ve Antibiyotik ile aynı zamanda yapılması çok mühim. Bunlara aynen uyulduğu taktirde Allah ın izni ile beşinci günün sonunda ne fistül ne ağrı ne kanama yani BASUR diye bir derdiniz kalmayacak.

 

TEDAVİNİN TARİFİ



10 adet patlıcanın (Bostan patlıcanı olmasın) yeşil sap kısmını patlıcandan ayır. Temizce yıka; bir tencerede 10 bardak suyla kaynat. Kaynamaya başlayınca tencerenin kapağını kapat.* Alevi iyice kıs, yarım saat * yavaş yavaş kaynasın sonra ocağı kapat. Kapağı açmadan * kendi kendine soğusun. Soğuyunca içindeki sapları at. Sarı rekli suyu buzdolabına koy.

 

-Akşam yatarken aç karnına 1 su bardağı iç.

-Sabah Kalkınca aç karnına 1 su bardağı iç.



10 bardak su olduğuna göre bu tedavi 5 gün sürecek. Bu 5 gün içinde Sirke, Turşu, Domates, Bulgur, Çilek, Acı Biber yasak sonra hepsi serbest. Demir sandelyeye, taşa oturmak bunlara çıplak ayakla basmak ebediyyen yasak.

Hamilelikten dolayı oluşan veya yakın bir zamanda meydana gelmiş Hemeroidlerde perhizi de aynı zamanda yapmanız şartı ile tedaviniz bu kadardır.



Eski Hemeroidlerde fistülün içinde muhtemelen iltihap vardır. Bu yüzden vucut onu geri çekemez. Doktorunuza danışarak uygun bir antibiyotik ile bu iltihabı bertaraf etmelisiniz. Böylece patlıcan suyunu, perhizi, antibiyotiği aynı zamanda tatbik etmelisiniz. )



Allah ın izni ile zahmetsiz, masrafsız, anadan doğmuş gibi bu dertten İnşallah kurtulursunuz . Tek borcunuz sadece hayır dualarınız. Siz de etrafınızdakilere duyurarak onların da kurtulmasına vesile olun.
     Parmağımda, tırnak ile et arasında bir acı hissettim. Acaip derecede acıyor ve şişiyordu. Günden güne kızardı şişti ve acaip acıyordu. Doktora gittim iltahap kapmış. Hemen ilaç, melhem vedi. Bir kaç gün kullandım ama bir türlü geçmedi. Hafifledi ama, acısı devam ediyordu.

     Allahtan, imdadıma soğan yetişti.

     Bunu bir çok kişi bilir ama bilmeyenler için anlatayım. Küçük bir soğanı közde, dış kabuğu yanıp ta içi yumuşayıncaya kadar pirişreceğiz. Bu pişen soğanın yanan dış kabuğunu soyup içindeki yumuşamış kısmını iltahap olan bölgeye sıcaklığına dayanacağımız kadar soğuduktan sonra sıcak sıcak saracağız. Mümkünse hava almayacak ve parmak yada iltahplı bölgede kan dolaşımını engellemeyecek şekilde saracağız. Bir gece sabaha kadar bekleycek ve sabah elimizden çıkaracağız. İşlem bitmiştir geçmiş olsun.

    Ben bu işlemi yaptım sabahına, parmağımdaki tüm iltahabı sardığım beze çekilmiş, elimdeki şişilik inmiş ve acım dinmiş olarak uyandım. O gün bugündür böyle bir hadisede bunu uygularım. Çevremde de denedim ve her seferinde mükemmel sonuçlar aldım.

     Tabi soğanın faydalarını saymakla bitiremeyiz. Özellikle şu kış aylarında... Genişce bir kaba 1,5  yada 2 litre su doldurun bir soğanı içine doğrayıp tencerenin kapağı açık bi vaziyette kaynatın su azalana kadar odalarda kaynatın. Evdeki mikrobu kıracaktır. Tabi biraz kokusuna katlanmak gerekecek.

       Eski köy evlerinde saç örgüsü gibi örülü halde duvarlara veya tavana asılı soğan demetleri görürdük. Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir hikaye de bu soğanların grip virüslerini kendisine çektiğini okudum. Yurt dışında yaşanmış ve araştırması yapılmış bir hadiseymiş evimizin belli köşelerinde kabuğuyla ve kesmeden bulunduracağımız soğanlarımız İnşallah gribi evimizden uzak edecektir.

        Soğan gerçekten önemli bir sebze arkadaşlar. Yeni yeni bilgiler tecrübeler edindikçe sizinle paylaşacağım. Gene Saraçoğlu hocamın soğan kürünü tavsiye ediyorum. Her yönden.

           Sağlıcakla kalın... Hoşça kalın....
     Havaların soğuduğu şu günlerde; en çok rastlanan rahatsızlık şüphesiz soğuk algınlığı. Benim denediğim ve çok çabuk tesirini gösteren yöntemi sizlerle payşalmak istiyorum.

    GEREKLİ MALZEMELER

1- Bir çorba kaşığı bal
2- Üç adet ceviz

    UYGULANIŞI

    Cevizleri bir kaç parçaya bölüp balla karıştırıyor ve aç karnına yiyoruz. Hepsi bu... Bir müddet sonra sanki miğdeniz bulanıyor ya da biri miğdenizi buruyormuş gibi bir his oluşacak. Bu soğuk algınlığının olduğunun ve geçmek üzere olduğunun göstergesidir. İlk kullanımda tesirli oluyor ancak; bu uygulamayı illaki hasta oluca değil arda yapmak çok faydalıdır. Balın şifasını saymaya bloglar yetmez. Ha keza cevide öyle
   
    Allah şifa versin...
     Bir çok araştırma yaptım. Çok doktoru dinledim ve bir çok uzmanı takip ettim. Tüm bu bilgi birikimlerimi değerlendirdiğimde şu noktaya vardım; 'modern tıp', 'altarnatif tıp' ve bir sürü tedavi yönteminin temelinde, hastalıklardan kurtulmanın ve hastalıklara yakalanmamın olmazsa olmazlarının; ta 1400 sene önce iki cihan serveri bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) tarafından insanlığa takdim edildiğini görmekteyiz.
Tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu: hiç hasta olmamaktır...
Nasrettin hoca, çocuğa testiyi verir;" Git su doldur gel." der. Ve ardından da okkalı bir şamarı çocuğun suratına yerleştirir. Çoçuk kızaran yüzünü tutarak, hem ağlamaklı hem şaşkın, sorar; " Hocam niye vurdun ya..." Hoca; " Testiyi kırdığın için." der. Çocuk;" Ama daha kırmadım ki?..." der. Hocada; "Kırdıktan sonra ne kıymeti var ki..." der.
Evet hocamızın dediği gibi testiyi kırdıktan sonra, ha vurmşsun ha vurmamış, ha ağlamışsın ha gülmüş, ne farkeder.
Hastalıklar içinde kısmen bu böyledir. Hastalandıktan sora insanın şifa için didinmesi yırtınması bazı hastalıklar için artık kar etmemektedir. İşte testi kırılmadan önce, çok ama çok iyi beslenmeli yediklermize içtiklermize dikkat etmeliyiz.
Her hastalık, her mikrop, insanın zayıf anında peydahlanır ve insanı hasta eder. Bu yüzden daima zinde sağlıklı vucüd direncimizi maksimumda tutarak, yaşamalıyız. Mesela bazı gıdalar vardır onları mutlaka tüketmeliyiz. Yürümeli, kitap okumalı, çalışmalıyız. 'İşleyen demir ışıldar' atasözünde olduğu gibi çalıştıkca sıhat bulmalıyız.
Tüm bu sözleden sonra, hayatımızın olmazsa olmazı yapmamız gereken ve sağlıklı yaşamak için gerekli olan bazı maddeleri sıralıyacağım. Bu maddelere uyduktan sonra Allahın izni ile insan kolay kolay hastalanmaz ve sağlıklı bir ömür sürer.



1. MADDE: AZ YEMEK
2. MADDE: HERŞİN ÇOĞU ZARAR; AZI KARARDIR.
3. MADDE: AYAK SICAK BAŞI SERİN. DÜŞÜNME DERİNDERİN.
4. MADDE: KARIŞIK İÇİNDE NE OLDUĞUNU BİLMEDİĞİN ŞEYLERİ YEME
5. MADDE: BAL ŞERBETİ İÇ
6. MADDE: KAN BAĞIŞI YAP
7. MADDE: BOL BOL SADAKA VER YETİM SEVİNDİR. AKRABALARI ZİYARET ET.

Bu maddeleri yapan bir insan; hem beden hemde ruhen sıhat bulur kolay kolay testiyir kırmaz...

Testiyi kırmadan önce kendimize sağlam bir şamar atalım ağzımızdan girene ve çıkana dikkat edelim.
(On yıl önce yazdığım bir yazım inşaallah bugün insanlara faydalı olur. 

Bilindiği gibi bu korana virüsü de bir grib virüsü. İnşallah benim yıllardır kullandığım ve çok etkili olan formülüm bu gribe karşıda etkili olacaktır. Şifa Allahtan. 

Rabbim bu hatalık sebebiyle ölenlere rahmet hatalar şifa kalanlara sabır versin.)


Uzun zaman oldu Bloklarıma bir şeyler yazmayalı. Hayatın debdebesi, Dünya telaşı, geçim derdi derken liste uzayıp gidiyor ve insan ideallerinden, düşüncelerinden, projelerinden uzaklaşıyor.
Bu zamana kadar bir çok şifa reçeteleri denedim. Bu reçetelerden denediğim ve bizzat faydasına şahit olduklarımı sizlerle paylaşacağım. Tabi şu nokta çok ama çok önemli; şifalı bitkileri ya da formülleri kullanırken şahsilik ilkesini unutmamak gerek.
 Her formül, herkeste aynı etkiyi göstermez. İnsanların hiç birisinin şartları birbirininkisine eşit değildir. Bu sebeple, kişilerde bulunan hastalık çeşitleri önemlidir. Tam bu noktada en önemli ve es geçilmeyecek konu; şifayı verenin Yüce Allah olduğu gerçeğidir. Öyle hastalıklar vardır ki, çaresi yok sanılır fakat; bir bardak yağmur suyu şifa oluverir. Ne kullanırsak kullanalım, hangi doktora gidersek gidelim bu hakikati asla unutmayalım. Şifa yalnız ve yalnız Allah'tandır.
Yüce Allah bazı hastalıkların çaresini bazı bitkilerde ve maddelere saklamış gizlemiştir. Bu şifa saklı hapı ya da bitkiyi kullanınca insan şifasına kavuşuverir. Bu kavuşmanın sebebi de Yaratıcının o ilaca ya da bitkiye o şifayı bahşetmiş olmasıdır.
Bir çok ufak tefek rahatsızlığın bire bir karşılığı olan şifa saklı ilaçlar ve otlar vardır. Bu otları ya da ilacı kullanınca o hastalık tamimiyle yok olur gider. Bende size bire bir etkili şifa reçetelerini yeri geldikçe sunacağım.
Kış aylarının geldiği şu günlerde, malum herkes grip olur. Bende bu nedenle, gribin kesin denenmiş ve birebir şifa saklı reçetesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
KULLANILACAK MADDELER
1- Bir bütün limonun suyu sıkılır.
2- Bir diş sarımsak rendelenir ya da ince ince kıyılır
3- Yarım çay bardağı üzüm sirkesi hazırlanır
4- Maden suyu 
HAZIRLANIŞI
Bu üç terkip birbiriyle karıştırılarak seri bir şekilde içilir. İnsanda silkelenme ve mide bulantısı yapabilir. Kusmamak gerekir, bu durumda ağızdan derin nefes alınmalıdır.
Ardından bir şişe maden suyu içilmeli ki sirkenin midede oluşturacağı ekşimeyi alsın.
Tabi mide ülseri yada farklı mide rahatsızlığı olanlar bunu asla denemesinler.
Normal bir insan için bu reçete bire birdir. Ben şimdiye kadar tek sefer uyguladım ve gripten bir günde kurtuldum. Çok şiddetli seyreden griplerde bir iki uygulama da yapılabilir.
MİĞDE RAHATSIZLIĞI OLANLAR İÇİN
Midesi rahatsız olan bir kişi grip olmuş ise tavuk çorbası içmeye devam etmeli
tavuk çorbasını içine çok az sarımsak çok az sirke ve bolca nane ilave etmeli

gribin çaresi koranın çaresi kovid in çaresi koranaya bitkisel çözüm kovit covit covid 
@korona

#corona

#covid19

HARUN YAHYA'NIN SİTESİNDEN ALINMIŞTIR UMARIM FAYDALANIRSINIZ
Bu blok da; çevremde bulunan şifalı bitkileri araştırıp, bunlar hakkında elde ettiğim bilgi ve deneyimlerimi görsel olarak sizlerle paylaşmayı planlıyorum.
Dünyada, doğal olana bir yöneliş var. Bunun bir sonucu olarak insanlarda; bir merak, bir arayış, bir öğrenme çabası mevcut. Bu istek bende de oluştu ve beni aldı bir araştırma bir gözlem merakı. Çok ilginç bitkiler, çok ilginç bilgilere ulaştım. Tabi bu bilgiler bir sır değil. İnternetten ya da kitaplardan herkes ulaşabilir. Fakat bazı bitkiler vardır ‘her derde deva’ diye nitelendirilen ve bu bitkilerde genelde pek bilinmez; yanı başımızdadır ama görülmez. İşte, bu bitkileri araştırıp bulmak ve paylaşmak gerektiğine inanıyorum. Bu yolculuğumda sizlerinde katkılarını bekliyorum
.

Ençok Okunanlar...

Takip edenler...

UYARI...

Bu sitedeki yazılar paylaşım amaçlı olup. Hiç bir şekilde her hangi bir hastalığın ya da hastanın tedavisi için kullanılmamalıdır. Hastalıkların tedavisin de takviye gıda ve alternatif tıp teknikleri mutlaka doktorunuzun tavsiyesi ve onayı doğrultusunda yapılmalıdır.